Google
09 09 2008

canlıların yeryüzüne dağılışı

CANLILARIN YERYÜZÜNDE DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

 

A- DOĞAL FAKTÖRLER:

1-İKLİM: iklim şartları, sıcaklık, yağış, güneşlenme süresi, rüzgârlar, nemlilik gibi elemanların gösterdiği özellikleri ile etki eder.

a-  Sıcaklık: Her bitki türünün ideal şartlarda gelişebileceği veya uyum sağlayabileceği bir sıcaklık ortamına ihtiyaç vardır. Sıcaklığın çok düşük olduğu veya yetersiz olduğu yerlerde veya da çok aşırı olduğu yerlerde bitkiler yetişemez.  İdeal sıcaklık şartlarının dışına çıkıldığında bitki türleri değişerek yerini diğer türlere bırakır. Ayrıca bitkilerin don olayına dayanıklı olup olmamaları da önemli etkidir. Birçok bitki türü için sınırlayıcı en alt ve en üst sıcaklıklar 40º C ile - 40º C arasıdır. 8ºC sıcaklık büyüme dönemi başlangıcı için gerekli sıcaklıktır. 

Her bitkinin de sıcaklık isteği ve soğuğa karşı dayanıklılığı farklıdır. Bu özellik bitkilerin sıcaklık kuşaklarına göre dağılımına neden olur.

Belli bir yükseltiden (bitki örtüsü üst sınırı) ve belli enlemlerde (enlem sınırı) sonra bütün bitkilerin ortadan kalkması da sıcaklığın bitki örtüsünün dağılışına etkisidir. Doğal bitki örtüsünün ekvator ile kutuplar arasında geniş ve iğne yapraklılar şeklinde kuşaklar oluşturmaları (enlemin sıcaklığa etkisi) ve bir dağ yamacı üzerinde aynı tür basamaklar oluşturmaları (yükseltinin sıcaklığa etkisine) örnektir. 

Bitki türlerinin geniş ya da iğne yapraklı (reçineli) olmaları sıcaklık şartlarına bağlıdır. Yeryüzünde bol sıcaklık ve nem şartlarının görüldüğü ekvatoral bölgede en kısa sürede en gür bitkiler yetişmektedir.
Bitkilerin hayatlarını sürdürebilmeleri su ihtiyaçlarını karşılamalarıyla ilişkilidir. Bitkiler ihtiyacı olan suyu yağış, hava ve toprak neminden elde eder.


                        Sıcaklık ve Nemliliğin bitki türleri üzerine etkisi
Şekilde dikkat edilirse sıcaklık ve nem koşullarındaki değişmeler yetişen bitki türleri üzerinde direk etkili olarak değişikliklere yol açmıştır. 

b- Nemlilik ve Yağış:
Bitki örtüsü dağılışı yağış dağılışına paralellik sunar. Yağışın çok olduğu yerlerde gür ormanlar yer alırken, azaldığı yerlerde orman seyrelir, daha azalınca yerini bozkır alır. Su miktarı belli bir oranın altına düşünce bitkilerin yaşamsal faaliyetleri sona erer.

Yağışların düzenli olmadığı ve miktarının 250 mm nin altında indiği alanlarda(çöllerde) yüzey ya tamamen çıplak ya da kuraklığa aşırı derecede dayanıklı bitkiler kaktüs ve çalılıklarla kaplıdır. Sıcaklığın bütün yıl 0 derecenin altında kaldığı ve bitkilerin topraktan su almadığı yerlerde soğuk buz çölleri ise hiçbir bitki görülmez. 

Yağışın miktarı kadar rejimi de önemlidir. Yağışın düzenli olduğu iklim kuşaklarında(Ekvatoral, ılıman okyanus, Karadeniz iklimi) gür orman örtüsünün geliştiği gözlenir. Yağışların belli mevsimlerde toplandığı yılın bazı mevsimlerindeki kuraklığın belirgin olduğu iklim kuşaklarında ise otsu bitkiler ya da kurakçıl ağaçlar yaygınlaşır.  

Örnek: Aynı miktarda yağış alan Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında farklı ormanlar görülür.

Genel olarak sıcaklığın fazla yağışın çok olduğu alanlarda canlı türleri daha fazladır. Hayvanların dağılımı da bitkilere uygundur.
 
Tropikal yağmur ormanları                              Çöl
Yukarıda resimlerde  iklim özellikleri bitki örtüsü üzerindeki etkiyi çok net ortaya koymaktadır.

2- YERŞEKİLLERİ: Dağ kuşakları boyunca yükselti, bakı eğim, dağların uzanışı, arazinin yarılma durumu, drenaj durumu v.b. yatay ve dikey doğrultuda değişmesi farklı yerel şartların oluşmasına neden olarak farklı özellikte bitkilerin yetişmesine ortam hazırlamaktadır.

a- Yükselti:  Yükselti yağışın artmasına, sıcaklığın azalmasına neden olur. Bu yüzden sıcaklık ve su isteği farklı olan bitkiler dağlar boyunca yükseltiye göre basamaklar oluşturur. Yükseklere doğru çıkıldıkça yüksek enlemlere doğru gidiliyormuşçasına bitki örtüsü değişmektedir. Yani yüksek enlemlerin bitki örtüleri alçak enlemlerin yüksek sahalarında yaşam alanı bulabilmektedir. Not: Yüksekliğin 100m artması, yaklaşık ekvatordan 100 km uzaklaşmaya denk gelmektedir.
      
  Geniş yaprak      Karışık Orman    İğne Yap.orman            Çayır
Yukarıdaki soldan sağa doğru dört resimde yükseltiye bağlı olarak bitki örtüsünde meydana gelebilecek değişiklik gösterilmiştir.

Örnek: Kuzey Anadolu dağlarında 1000- 1200 m’ ye kadar geniş yapraklı ormanlar, 1000- 1500 m arası karışık ormanlar,  1500 m den sonra iğne yapraklı ormanlar, 2000 m den sonra ise alpin çayırların yer alamsı yükselti sonucudur. Toroslarda 1000m’ye kadar, kuraklık isteyen Kızılçam ormanları yetişirken, daha sonra soğuğa dayanıklı sedir ormanları görülmesi de buna örnektir.         

b- Bakı:   Dağlık sahalarda dağların kuzeye ve güneye bakan yamaçları ile denize ve içeri bakan yamaçları farklı sıcaklık ve yağış şartları oluşturur. Buna bağlı olarak kuzeyde sıcaklık isteği az olanlar, güneyde sıcak ve güneş ışığını seven bitkiler, denize bakan yamaçlarda gür ormanlar ve yağışı seven bitkiler, içeri bakan yamaçlarda ormanların seyrelmesi ve daha çokta kuraklığa dayanıklı bitkilerin yer alması bakıyla ilgilidir. 

                 BAKI ETKİSİ
NOT:
Yukarıdaki şekilde bakı etkisi ile güneş ışınlarının dağ yamaçlarını geliş özellikleri verilmiştir.Şekil kuzey yarım küre için geçerlidir.Güney yamaçlarda daha çok sıcağı seven bitkiler kuzeye bakan yamaçlarda ise sıcaklık isteği az olan bitkiler yetişir.Deniz kenarlarında ise denize bakan yamaçlar gür ormanlar yağışı seven bitkiler iç kesimlere bakan yamaçlarda ise ormanların seyrelmesi kuraklığı seven bitkilerin yetişmesinde etkili olur.
Örnek: Kuzey Anadolu Dağlarının kuzeyinde aşağıda nemli ve ılıman geniş yapraklı, yukarıda ise iğne yapraklı orman görülür. Aynı dağın güneyinde ise kuraklığa dayanıklı fazla güneş ışığı isteyen kurakçıl bitkiler yetişir.

Kuzey Yarım kürede güneye bakan bir dağ yamacı yaklaşık 20º enlem olarak kuzeydeki sıcaklık şartlarına sahip olabilmektedir.  

3-TOPRAK: Bitki ve hayvanlar yaşamak için toprağa ihtiyaç duyarlar. Toprağın fiziksel yapısı ve kimyasal özellikleri nem ve sıcaklık durumu canlılar için önemlidir.  Bazı bitkileri beslenme ve kök gelişimi için özel toprak isterler. Bazıları kireçli, bazıları yumuşak kumlu, bazıları volkanik toprakları severler.  Bazen de erozyonla üstteki toprağın aşınması sonucu ana kaya ya da ofiyolitlerin yüzeye çıkması bitkilerin yetişmemesine neden olur. Tuzlu topraklarda Fıstık çamı ve sarıçam yetişmez, bunlar kumlu topraklarda yetişir. Örnek, Tuz gölü çevresi tuzlu topraklarda -  deniz kıyısındaki bitki türleri yetişebilmektedir.Tuzlu topraklarda yetişen bitkiler diğer topraklarda da yetişmemektedir.

B-BİYOLOJİK FAKTÖRLER:

1-İNSAN: İnsanların endüstriyel ve tarımsal etkinlikleri başta olmak üzere çeşitli faaliyetleri olumsuz sonuçlar doğurmakta, bitki ve hayvan dağılımını etkileyerek bitki dağılım kompozisyonunu değiştirmektedir. Hatta birçok canlının yok olması ve neslinin tükenmesine de neden olmaktadır. İnsanların yaptığı olumsuz etkilerin en önemlilerinden biri de orman tahribatıdır. Nüfus arştı ve şehirleşme de önemli etkiye sahip sonuçlar doğurmaktadır.


    Meraların aşırı otlatılması                      Orman tahribatı
Tür kayıpları günümüzde geçmiş e nazaran 1000 ile 10.000 kat arası artmıştır. Ülkemizde kurulan medeniyetler Anadolu’da sürekli aşırı kullanma ile ormanları ve bazı diğer bitki örtülerini çok tahrip etmiştirler.  Bunun sonucu olarak Akdeniz’de kızılçam ormanlarının yerini çalı toplulukları almış, İç ve Doğu Anadolu ormanlarının yerini bozkırlar almıştır. Orman sahalarının yol yapımı, sanayi hizmetine açılması, yerleşme alanlarına dönüştürülmesi ile bitki örtüleri yok olmaktadır. Ülkemizin % 73 ‘ü orman olması gerekirken bu alanların oranı tahriple % 26 ‘ya inmiştir. Anadolu’da 3000 yıldır orman tahribi vardır. 

İç Anadolu’da – Karaçam—tahrip  -meşe- tahrip- bozkır.     Karadeniz’de   -- orman – tahrip- çalı

Akdeniz’de Kızılçam --     “     --  maki --     “       --    garig

Otlak alanlarının aşırı ve erken otlatma nedeniyle bitki kaybı oluşmakta, hayvanların yemediği dikenli türler ortama hâkim olmaktadır. 

2- DİĞER CANLILAR:  Bitkiler arası rekabet: İnsanların doğal ortama müdahalesi ile ormanlar bozulmakta, fakir ortamda yağış ve sıcaklık isteği az arsız bitkiler ortama hâkim olmakta ve ortamın asıl unsuru bitkiler rekabeti kaybetmektedir.  

1- KITALARIN KAY

                           C-PALEOCOĞRAFYA:

MASI: Bitki ve hayvan türleri üzerinde bu günkü şartlar kadar geçmişte yaşanan şartlarda önemlidir. Kıtalarda ve iklimlerde meydana gelen değişiklikler canlıları ve dağılımını ve yaşamını etkilemiştir. Kıtaların kayması sonucu tek kıtadan günümüze kadar kara ve deniz dağılışı önemli şekilde değişmiştir.

Yukarıdaki şekilde Afrika ve Güney Amerika kıtasında benzer hayvanların görülmesi örnek olarak gösterilebilir.
Kıtaların yaklaşması veya uzaklaşması bitki ve hayvanların göç etmesine, göç yollarının değişmesine, canlıların birbirleri ile etkileşerek yeni türlerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. 

 

2-İKLİM DEĞİŞMELERİ: İklim değişmeleri bazı türlerin yok olmasına, bazı türlerin çevreye uyarak günümüze kadar gelmelerine, bazı canlılarında uzak mesafelere göç etmelerine yol açmaktadır. İklim değişmesi sonucu oluşan deniz seviyesi değişiklikleri okyanus habitatlarının yok olmalarına veya azalmalarına, deniz ilerlemeleri ile karaların su altında kalması sonucu kara canlılarının yaşam alanlarının daralmasına neden olmaktadır. Bu değişimden en çok mercan kayalıkları etkilenmiştir.


Kıtaları birbirinden ayıran boğazların su altında kalması veya kara haline geçmesi canlıların göç yollarını da etkilemektedir. Bering Boğazının kara haline gelmesi ile Sibirya’dan K. Amerika’ ya canlı göçü olarak türlerin benzerliği gerçekleşmiştir.  


4. Zamanda oluşan iklim değişmeleri bitki örtülerini etkilemiştir. Ülkemize soğuk ve az yağışlı devirde Avrupa ve Sibirya’da yetişen bitkiler Anadolu’da yayılmıştır. Sıcak ve nemli devirde Akdeniz iklim bölgesinde yetişen bitkiler Anadolu’nun kuzeyine kadar ilerlemiştir. Ülkemizdeki çeşitlilik sunan yer şekilleri daha önceden yetişmiş olan bitkilerin tamamen ortadan kalkmasını engellemiştir. Bu bitkilerin korunup günümüze kadar gelmesi açısından özel alanlar oluşturmuşlardır.   


Isınan bir dünyada iklimsel aşırılıkların da yaygınlaşacağını, yani kuraklık, orman ve çayır yangını, taşkın ve sıcaklık dalgası gibi olaylarda bir patlama yaşanacağını gösteriyor. Doğal olarak tüm bunlar, hayvan ve bitkilerin doğal yaşam alanlarında değişikliklere yol açacak. Birçok hayvan türünün beslenme düzeni sarsılacak, yaşam alanları daralacak ve yaşamını sürdürebileceği bölgelere büyük göçler yaşanabilecek. Yeni koşullara uyum sağlayamayan çok sayıda bitki, böcek ve kuş türü ortadan kalkacaktır. 


Ağaç ve bitki türleri küresel ısınmayla gelen değişik koşullara hemen adapte olamazlar. Örneğin; orta çağ ormanları, iklim değişikliği nedeniyle ciddi risk altındadır. Genç ormanlar yerine yenileri konulabildiği halde, yaşlı ormanların kendilerini yenilemesi veya yaşlı orman varlığının korunması kolay değildir.


Bu etkilenmeler, özellikle buzulların erimesi ile oluşacak deniz seviyesi yükselmeleri nedeniyle kıyı kentleri ile küçük adaların ortadan kalkması, yağış rejimlerinin değişmesi sonucu verimli tarım arazilerinin kuraklaşacaktır. Kıyılara yakın temiz su kaynaklarının denizle birleşmesi, Okyanus akıntılarının durması( buzulların erimesi ile tuzluluğun azalması sonucu yoğunluktan doğan akıntıların), suya bağımlı enerji kıtlığı, orman alanlarının yok olması gibi yaşamsal alanları etkileyecektir. Taşkın, sel vb. gibi olaylar sonucu hastalık oluşturan canlıların taşınması, yeni iklim desenleri, çiftçilerin bir bölümünü, ektikleri tarım bitkilerini değiştirmeye zorlayacaktır.

KAYNAK: www.cografyalise.blogcu.com

 
 
 

474
0
0
Yorum Yaz